Gebelikte Cinsellik Nasil Olmali

Gebelikte bebeğe zarar verme korkusu , evli çiftlerin cinsel yaşamlarını oldukça etkiliyor. Bu düşünceye ilk ve son üç ay içerisinde sıkça rastlanıyor. Bu da
çiftlerin cinsel hayatını olumsuz etkiliyor. Herhangi bir risk faktörü yoksa gebelik sonuna kadar cinsel ilişkide bulunmakta hiçbir sakınca yoktur.
Kadın ve erkek cinsel açıdan stres altındadır. Bunun sebebi psikolojik olarak gebelikle ikgili endişeler, çekiciliğin azaldığının hissedilmesi, bebeğe zarar
verme korkusu, cinsel isteğin azalması olarak sıralanabilir. Burada yapılması gereken şey bu endişelerinizi ve hislerinizi eşinizle paylaşabilmeniz ve onunla konuşabilmenizdir. Önemli olan çiftin gebelikte de bedensel ve duygusal birlikteliğini sürdürebilmesidir. Gebelikte yaşanan bir diğer cinsel sorunda doğum sonrası eşlerin birbirlerine olan ilgisizliğidir.Çiftlerin hayatına bir kez bebek girdikten sonra sürekli yorgunluk,uykusuz geceler, maddi zorluklar ve zaman darlığı gibi sorunlar eşler arasındaki ilişkiyi zedelemektedir. Burada önemli olan eşlerin birbirlerini unutmadan zaman ayırmalarıdır.Unutulmamalıdır ki bu geçici bir süreçtir ve belli bir süre sonunda herşey yoluna girecektir.Biraz sabır ve hoşgörü bu sorunları çözecektir.
Tekrarlayıcı gebelik kayıpları olan hastalarda cinsel ilişki konusunda ciddi endişeler olabilir. Bu durumlarda düşüklerin nedeni olarak başka bir faktör saptanmadıkça cinsel ilişkide kısıtlama getirilebilir. Burada bilinmesi gereken seksin düşüğe yol açmadığıdır. Ancak cinsel ilişki sonrası ortaya çıkan bir düşükte evli çiftler bir dereceye kadar endişe duyabilirler.
Gebelikte Yaşanan Cinsellikte Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar;
Bilinen risk faktörlerinin yokluğunda gebelik sonuna kadar cinsel ilişkide hiçbir sakınca yoktur.Fakat dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.Bunlar,
erken doğum tehdidi,sebebi belli olmayan vajinal kanamalar,uzun süreli tekrarlayıcı vajinal akıntılar , tekrarlayıcı gebelik kayıpları,çoğul gebelikler ve
genital bölgede varis, ödem gibi fiziki rahatsızlıklar olması durumudur.Böyle durumlarda gebelerin jinekologlarıyla görüşmeleri ve eğer doktorları müsaade ederse cinsel yaşamlarına devam etmeleri daha uygun olacaktır.
Gebelikte cinsel ilişkilerde orgazma bağlı olarak rahimde kasılmalar ortaya çıkabilir. Bu kasılmalar orgazmın doğal bir parçasıdır. Eğer bu kasılmalar sürekli ve sık sık olursa gebenin jinekoloğu ile görüşmesi gerekir. Bu tür kasılmalar gebelerde meme ucu uyarılması sonrasında da görülebilr. Gebelikte cinsel ilişki sonrası lekelenme tarzı kanamalar beklenen bir durum değildir. Bu durumlarda plasenta (bebeğin eşi) ve bebeğin durumunun ultrasonografi ile saptanmasına kadar cinsel ilişki ertelenmelidir. Gebelikte cinsel istekte azalma olabilir ancak genellikle rastlanan artma şeklindedir. Bunun nedeni gebelikte genitalbölgede kanlanmanın artışına paralel olarak uyaranlara hassasiyetin artmasıdır.

Ay Ay Gebelik

Düzenli olan adetinizi olmadınız ve sabah bulantınız başladı. Bunlar genellikle hamileliğin ilk belirtileridir. Adetinizin ilk olarak olmadığı bu dönemde yaklaşık 2 haftalık hamilesiniz demektir.Bulantı, kusmanın yanında tükrük salgısında da artış olabilir.
- Plasenta oluşmuş ve hormon yapmaya başlamıştır. Plasenta , bebeğinizin beslenmesini ve gelişmesini sağlayacak kordondur. Bebek gelişirken,bebeğinizi koruma görevi olan amniyotik sıvı da oluşmaya başlar.
- Göğüslerinizde hassasiyet, şişkinlik hissetmeğe başlarsınız.
- Rahminiz büyümeğe başlamıştır , ancak siz hissetmezsiniz.
- Kendinizi yorgun hissedebilirsiniz,uyku düzensizliği , midede hazımsızlık sık idrara gitme gibi şikayetleriniz olabilir.
- Yiyeceklere veya sadece bazılarına karşı aşırı istek duyma veya isteksizlik olabilir.
- Annede mizaç değişiklikleri olabilir.İlk 3 ay bu değişiklikler görülebilir. Zaman zaman iyi hissederken ,zaman zaman sinirli, aksi,dargın ağlamaklı davranabilirsiniz. Bu duyguları birarada ve içiçe yaşayabilir, özellikle babanın destek olması hamileliği anne açısından kolaylaştırır.
-Korku , kaygı,neşe , stres yaşayabilirsiniz.

Bebeğinizdeki değişiklikler :

Yumurta ve sperm birleşmiş , döllenme oluşmuştur. Babanın spermi , bebeğin cinsiyetini belirler. Bebeğiniz embriyo denen bir hücreden gelişir, bu dönemde bir baş ve vücuda sahiptir.
Bebek amniyotik sıvının içinde bir kesede büyür. Beyni , gözleri , ağzı, iç kulakları ve sindirim sistemi gelişmeğe başlar. Sinir sistemi, beyni, kalbi ve akciğerleri şekillenmeğe başlar. Kulakları küçücük nokta şeklindedir, gözleri ve burnu oluşmuştur. Kol ve bacakları şekillenmeye başlamıştır. Bu ayın sonunda embriyo elma çekirdeği kadar, yaklaşık 6 mm büyüklüğündedir.

Muayene ve Laboratuar Tetkikleri :

- Ayrıntılı bir fiziksel muayeneniz yapılmalı, kontrolünüzde doktorunuz yapacaktır.
- Aile öykünüzü doktorunuza aktarmalısınız.
- Tansiyonunuz ölçülmeli ve kaydedilmesi uygun olur.
- Kan grubu , kan sayımı, kan şekeri, karaciğer testleri vb. testler yapılmalıdır.
- İdrar tahlili yapılmalı.
- Pap – smear testi yapılmalı.
- Bel soğukluğu, sarılık, frengi, AIDS, klamidya, herpes gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik inceleme yaptırmalısınız.
- Orak hücreli anemi ( kansızlık ) , talasemi, akdeniz anemisi ve tay-sachs hastalıklarına ilişkin testler yaptırmalısınız.

Kürtaj hakkında bilgiler

kürtaj ücreti ,kürtaj sonrası ,Kürtaj hakkında bilgiler, kürtaj ne kadar, kürtaj riskleri, kürtaj nerede, Kürtaj nerede yaptırabilirim, Kürtaj sağlık merkezleri, kurtaj hakkında sıkça sorulan
Halk arasında kürtaj olarak adlandırılan tıbbi müdahale, istenmeyen bir gebeliğin başlangıcında, vajina yoluyla ceninin ve rahmin iç yüzeyinin alınmasından oluşan küçük bir ameliyattır. Her ameliyat gibi, küçük de olsa risk taşır. Bu ameliyat sırasında anestezi uygulanıyorsa, bunun da ayrı riskleri olabilir. Kürtaj, sık sık başvurulacak uygun bir doğum kontrol yöntemi değildir. Gebelik istemiyorsanız ve sık sık kürtaj gerekiyorsa, öncelikle uygun bir doğum kontrol yöntemi kullanmaya başlamalısınız. Hem bu konuda karar vermek hem de şu andaki durumunuzda kürtajın risklerini ve gereğini gözden geçirmek için bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmalısınız.


GEBELİĞİN SONA ERDİRİLMESİ İLE İLGİLİ KANUNLAR

Gebeliğin sona erdirilmesi ile ilgili usul ve esaslar yasal olarak düzenlenmiştir. Mevcut yasa yer alan ve hastaların bilgi sahibi olmalarında yarar görülen maddeler aşağıda verilmiştir.

MADDE 5: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir.

Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir.

Derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı ve hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmi dört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icabettiren gerekçeleri illerde Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur.

Acil müdahale hallerini nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenecek izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir.

GEBELİĞİN SONA ERDİRİLMESİNDE İZİN:

MADDE 6: 5. maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hakiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz. 5. maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve rızaları alınacak kişiler evli iseler, eşin de rızası gerekir.

Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde izin şart değildir.

ÇOCUK DÜŞÜRME VE DÜŞÜRTME CÜRÜMLERİ:

MADDE 468: Bir kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kimseye 7 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Gebeliğin süresi on haftadan uzun olan bir kadının rızasıyla tıbbi nedenler mevcut olmadan çocuğunu düşürten kimseye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Çocuğunu düşürmeye rıza gösteren kadına da aynı ceza verilir.

Birinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 15 yıldan 20 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

İkinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 5yıldan 12 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 3 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunan kimse kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olmuşsa 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.

Gebelik süresi on haftadan fazla olan çocuğunu isteyerek düşüren kadına 1 yıldan 4 yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Madde 470: Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse, gebelik süresi on haftadan az olan bir kadının rızasıyla düşük yaptırdığı taktirde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa, fail ayrıca 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır.

Tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse 468. maddenin 1. 2. 3. ve 4. fıkralarında öngörülen fiilleri işlediği taktirde cezası 1/3 oranında arttırılır.

Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse; gebe sanılan bir kadına çocuğunu düşürtmek için ilaç, gereç tedarik eder veya gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunur ve kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olursa, 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Fiil kadının rızasıyla işlenmiş ise ceza 1/3 oranında indirilir.

RAHİM TAHLİYESİNİN YÜRÜTÜLMESİ VE DENETLENMESİNE İLİŞKİN TÜZÜK:

ON HAFTAYI GEÇMEYEN GEBELİKLERDE RAHİM TAHLİYESİ:

MADDE 3: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir.

Rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır.

Ancak bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik pratisyen hekimler kadın hastalıkları uzmanının denetim ve gözetiminde menstrüel regülasyon yöntemiyle rahim tahliyesi yapabilirler.

MADDE 4: On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesini, a) kadın hastalıkları ve doğum uzmanı mesleklerini uyguladıkları yerlerde, b) pratisyen hekimler menstrüel regülasyon yöntemiyle resmi tedavi kurumlarında yaparlar

Anestezi gerektiren tahliyeler ise, anestezi uygulanabilen resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır.

On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde, tüzüğe ekli (1) sayılı listede yer alan araç ve gerecin bulunması zorunludur.

SAYILI LİSTE (1)

On haftayı geçmeyen gebeliklerde rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumları, özel hastaneler ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde bulunması zorunlu araç ve gereçler: 1) Menstrüel regülasyon ve diğer küretaj setleri, 2) Otoklav ve elektrikli sterilizatör, 3) Uterotonikler, kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç, 4) Rahim tahliyesinden sonra hastaların dinleneceği yataklar, 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör.

ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİ:

MADDE 5: Gebelik süresi on haftayı geçen kadınlarda, rahim tahliyesi yapılamaz.

Bu durumdaki kadınlarda, ancak, tüzüğe ekli (2) sayılı listede saylan hastalıklardan birinin bulunması halinde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından rahim tahliyesi yapılabilir. Hastalığın kadın hastalıkları uzmanıyla bu hastalığın ilişkin olduğu uzmanlık dalından bir hekimin birlikte hazırlayacakları, kesin klinik ve laboratuvar bulgulara dayanan, gerekçeli raporlarla sunulması zorunludur.

Rahim tahliyesi yapan hekim, bu raporu, ameliyenin sonucuyla birlikte en geç bir hafta içinde, illerde Sağlık Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet Tabipliklerine göndermek zorundadır. Bu raporlar il sağlık müdürlüklerinde toplanır.

SAYILI LİSTE (2)

On haftanın üzerindeki gebeliklerde rahim tahliyesini gerektiren kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden ya da çocuk için tehlikeli olan hastalıklar ve durumlar:

A) Kadın Hastalıklarına Bağlı Olan Nedenler: 1) Daha önceki majör uterin harabiyet ve hasarları: a) Sezaryen ameliyatı b) Myomektomi c) Uterus rüptürü d) Geniş perforasyon e) Geçirilmiş vajinal plastik operasyonlar 2) Rekürren preeklmpsi-eklampsi 3) İzoimmünizasyon 4) Mole hidatiform

B) Ortopedik Nedenler: 1) Osteogenezis imperfekta 2) Ağır kifoskolyoz 3 Doğumu güçleştiren osteomyelit 4) Faaliyet halinde bütün mafsalları ilgilendiren osteoartiküler hastalıklar

C) Kan hastalıklarına bağlı nedenler: 1)Lösemi 2)Kronik anemiye neden olan hastalıklar 3) Lenfomalar 4) Pıhtılaşma defektleri 5)Hemolitik sarılıklar 6)Agranülositozis 7) Tromboembolik hastalıklar 8) Hemoglobinopatiler ve thalasemia sendromları ( ağır klinik ve hematolojik bozukluğa neden olan) 9) Gamaglobulinopatiler

D) Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları: 1) Doğumu engelleyen konjenital ve akkiz kalp hastalıkları 2) Kalp yetmezliği, perikardit, myokardit, myokard enfarktüsü, aşikar koroner yetmezliği, arteryal sistem anevrizmaları 3) Ağır tromboflebitler ve lenfatik sistem hastalıkları 4) Ağır bronşektaziler 5) Solunum fonksiyonlarını bozan kronik akciğer hastalıkları

E) Böbrek hastalıkları: 1) Akut ve kronik böbrek yetmezlikleri

F) Göz hastalıkları: 1) Dekolman 2) Renal hipertansif ve diyabetik retinopatiler

G) Endokrin ve metabolik hastalıklar: 1) Feokromasitoma 2) Adrenal hiperfonksiyon ya da yetmezliği 3) Kontrol altına alınamayan hipo-hipertiroidi 4) Paratiroid hiperfonksiyon ya da yetmezliği 5) Ağır hipofiz hastalıkları

H) Sindirim sistemine bağlı nedenler: 1) Gebeliğin devamını engelleyen sindirim sistemi hastalıkları

İ) İmmünolojik nedenler: 1) İmmün yetmezliği hastalıkları 2) Kollajen doku hastalıkları

J) Bütün malign neoplastik hastalıklar

K) Nörolojik nedenler: 1)Grand mal epilepsi 2)Multiple scleroze 3) Müsküler distrofi 4) Hemipleji ve parapleji 5) Gebeliğin devamını engelleyen ağır nörolojik hastalıklar

L) Ruh hastalıklarına bağlı nedenler: 1) Oligofreni 2) Kronik şizofreni 3) Psikoz maniac depresif (PMD) 4) Paranoya 5) Uyuşturucu bağımlılıkları ve kronik alkolizm

M) Enfeksiyon hastalıkları: 1) Teratojen intrauterin enfeksiyonlar a) kızamıkçık b) toksoplazmozis c) sitomegalovirüs d) Herpes virüs gurubu hastalıklar 2) Cüzzam 3) Sıtma 4) Frengi 5) Brusella ve diğer ağır kronik enfeksiyonlar

N) Konjenital nedenler: 1) Marphan sendromu 2) Mesane ekstrofisi 3) Down sendromu 4) Sakat çocuk doğurma ihtimali yüksek diğer herediter hastalıklar 5) Gonadlara zararlı röntgen ışını ve ilaç 6) Teratojenik ilaçlar 7) Nörofibromatozis

ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİNİN YAPILACAĞI YERLER VE BURALARDA BULUNMASI GEREKEN KOŞULLAR:

MADDE 6: On haftayı geçen gebelikte rahim tahliyesi, resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır.

Gebeliğin onuncu haftasından sonra rahim tahliyesi yapılacak yerlerde bulunması zorunlu araç gereç ve personel: 1) Ameliyathane ve anestezi araç ve gereçleri 2) Sezaryen yapmak için gerekli tıbbi ve cerrahi malzeme 3) İntraamniyotik hipertonik solüsyon vermek için gerekli araç gereç 4) Küretaj seti 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör 6) Otoklav ve elektrikli sterilizatör 7) Uterotonikler kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç. 8) Anestezi uzmanı veya teknisyeni 9) Gerekli diğer ameliyathane personeli 10) Canlandırma araç ve gereçleri

ACİL HALLERDE RAHİM TAHLİYESİ:

MADDE 7: Derhal müdahale edilmediği taktirde kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden acil hallerde rahim tahliye edilir. Bu durumda rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanınca yapılır.

RAHİM TAHLİYESİNİ GEREKTİREN ACİL HALLER:

MADDE 8: Rahim tahliyesini gerektiren acil haller şunlardır:

a) Servikal internal os kapalı olsa bile kadının yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde vajinal kanamalar,

b) Servikal internal osun açık olduğu haller,

c) Uterustaki gebelik ürününün bir bölümünün düştüğü ve kanamanın devam ettiği haller ya da enfeksiyon tehlikesi.

Kürtaj yaptırmadan önce resimlere bakın lütfen

Gebelikte Hangi Vitaminler Alinmalı

Hamilelik ve emzirme döneminde vitamin-mineral gereksinimi değişir mi? Gebelik ve emzirme sırasında vitamin-mineral gereksinimlerinde artış ne kadardır? Hamilelik ve emzirme döneminde anne ve bebeğin sağlığı açısından vitamin ve mineraller neden önemlidir? Folik asit Demir Kalsiyum ve D vitamini Magnezyum Hamilelik döneminde vitamin ve mineral kullanılmasının gerekliliğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. l

Hamilelik ve emzirme döneminde vitamin-mineral gereksinimi değişir mi?
Hamilelik döneminde hemen hemen tüm vitamin ve minerallere olan ihtiyaç önemli ölçüde artar. RDA olarak ifade edilen günlük vitamin rasyonu değerleri gebelik ve emzirme dönemlerinde bu artmış ihtiyacı göstermektedir.l

Daha önce kullanılan oral kontraseptifler kadındaki vitamin depolarının, başta folik asit ve B6 vitamini olmak üzere azalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla hamile kalmaya karar verildiğinde genellikle vitamin düzeyleri yetersizdir. Aynı zamanda diğer önemli bir konu da kadın hamile kaldığını öğrendiğinde gebeliğin ilk 3-4 haftası geride kalmış olur ki bu dönem embriyonun gelişiminin çok önemli olduğu bir dönemdir. Dolayısıyla hamile kalmaya karar verildiği andan itibaren eğer vitamin ve mineral kullanılmıyorsa, kullanılmaya başlanması yararlı olacaktır. l

Emzirme sırasında anne sütle önemli miktarda vitamin ve mineral kaybeder.
Gebelik ve emzirme sırasında vitamin-mineral gereksinimlerinde artış ne kadardır? l
Dünyada kabul edilen, besinle alınması önerilen miktarlara (RDA) göre gebelik ve emzirme döneminde birçok vitamin ve minerale duyulan ihtiyaç artmaktadır (folik asit gereksinimi %120, demir ve D vitamini gereksinimi %100,vb. artar). l

Bu artan ihtiyaçları besinlerle karşılamak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca bilindiği gibi ehkimler annenin alacağı kilonun belli bir miktarın üzerine çıkmasını da uygun görmezler, dolayısıyla bütün ihtiyacı besinlerle karşılamaya çalışmak annenin fazla kilo almasına da neden olabilir. l

Hamilelik ve emzirme döneminde anne ve bebeğin sağlığı açısından vitamin ve mineraller neden önemlidir?
Başta beyin ve omurilik gelişim bozuklukları olmak üzere bebekte görülen birçok doğumsal organ anomalisinin önlenmesinde önemlidir. Gebelik anemisinin önlenmesi için gereklidir. Hamilelikte sık görülen bacak krampları vitamin-mineral yetersizliğine bağlı olabilir. Hamilelikte, özellikle ilk üç ayda bulantı, kusma gibi semptomlar dengeli beslenmeye engeldir. Bu da zaten düşük olan vitamin-mineral depoları daha da azaltabilir. l

Folik asit
Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, gebeliğin erken evrelerinde, bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişimi için mutlak gerekli olan bir maddedir. Embriyo, gebeliğin 2. ve 12. haftaları arasında yeterli folik asit alamazsa beyin ve omurilik ile ilgili anormallikler (nöral tüp defektleri) başta olmak üzere doğumsal gelişim bozuklukları görülme riski artar. Ayrıca kan yapıcı organların etkilenmesine bağlı olarak annede kansızlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Demir
Demir, anne ve bebekte kan yapımı için gereklidir, ayrıca kasların yapısında ve enzim sistemlerinde yer alan yaşamsal bir mineraldir. Gebelikte artan demir ihtiyacı karşılanamadığında demir eksikliği anemisi ortaya çıkar. Bu gebelikte en sık görülen anemi çeşididir. Artan demir ihtiyacını karşılamaya yiyecekler yetmez bu nedenle demir içeren ilaçlar kullanılmalıdır. Hamileliğin son dönemlerinde kansızlık riski arttığından, ilk dönemlerden itibaren uygun miktarlarda demir takviyesi önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hamilelik döneminde günde 60 mg demirin yeterli olduğunu belirtmektedir.

Kalsiyum ve D vitamini
Vücutta kalsiyumun çok büyük bir bölümü kemik yapısındadır. Pıhtılaşma mekanizmasında, kasların fonksiyonlarında, ve sinirsel aktivitede önemli rolleri vardır. Gebelikte artan kalsiyum ihtiyacı karşılanmazsa, annede kemiklerde zayıflama, bebekte ise gelişim geriliği ve nöbet geçirmesine neden olabilecek neonatal hipokalsemi görülür. Kalsiyumun emilebilmesi için, organizmada yeterli miktarda D vitamininin olması gerekir. D vitamininin eksikliği durumunda raşitizm ve osteomalazi gibi kemik hastalıkları ortaya çıkar.

Magnezyum
Tüm canlı hücrelerin en önemli katyonlarından biri olan magnezyum, kemiğin yapısında yer alır, damar tonusu ve kalp kasının kasılması gibi olaylarda kalsiyumla etkileşim halindedir. Kalsiyum kasları stimüle ederek kasılmasını sağlarken, magnezyum kasları gevşetir ve damarların genişlemesini sağlar.

Hamilelikte gerekli miktarda magnezyum sağlanamadığında nöromuskuler bozukluklar (titreme, kramp, konvülziyonlar) görülebilir. Magnezyum desteğinin, hamilelikte sık karşılaşılan bacak kramplarını azalttığın gösteren çalışmalar vardır. Ayrıca magnezyum desteğinin, uterus (rahim) kasları üzerindeki gevşetici etkisi nedeniyle, erken doğumları ve düşükleri engellediği bildirilmektedir.

Gebelikte Egzersiz Hareketleri

Gebelikte egzersiz, gebe kadının doğumunu etkileyen, rahat ve derin soğuk almasını sağlayan kalça, karın ve bacaklarını sarmış kas gruplarını Gebe bir kadının yapabileceği egzersizler kişinin gebelik öncesi genel sağlık durumuna ve aktivitesine bağlıdır. Gebelikte bazı sprolar şu şekildedir gebelikte egzersiz nasıl yapılmalıdır? Gebelikte egzersiz genellikle zararlı değildir ancak bunu önce doktorunuzla konuşmanız daha doğru olacaktır..
Genel olarak gebelerde egzersizin kısıtlanması kendini aşırı yormadığı sürece ve kendine veya fetusa zararlı boyutlara getirmediği sürece gerekli değildir. Düzenli egzersiz yapan kadınların aktif eylem süresinin kısaldığı ve daha az sezaryen oldukları ve fetal distresin azaldığı gözlenmiştir. Ancak, düzenli aerobik ve koşu egzersiz programlarının doğum kilosunu ortalama 300 g azaltılabileceği gösterilmiştir. ACOG’un (Amerikan Obstetrisyen ve Jinekologlar Birliği) önerisi gebelik öncesi aerobik egzersiz alışkanlığı olanların egzersizlerine devam edebileceği yönündedir. Ancak, yeni veya yoğunlaştırılmış egzersiz programları önerilmemektedir. Daha önce yürüme dışında belirgin fizik aktiviteleri olmayanların egzersize başlaması da önerilmez.

Gebelik esnasında 3 kas grubunun çalıştırılması önemlidir. Bunlar sırt, karın ve pelvis kaslarıdır.

Sırt kaslarının güçlendirilmesi ağırlık merkezinin değişmesine bağlı bel ağrılarını azaltır ve duruş bozukluğu olmasını engeller.
Karın kaslarının kuvvetlendirilmesi artan ağırlığın daha kolay taşınmasına ve ayrıca, doğumda ıkınma sırasında daha efektif ıkınma ve itme hareketine yardımcı olur.

Pelvis kaslarının güçlenmesi doğum esnasında vajinanın daha kolay esnemesi ve dolayısı ile rahim sarkması, idrar kaçırma gibi problemlerin daha az görülmesine yardımcı olur.

Sırt kasları için örnek egzersizler

Bağdaş kurularak oturulur, bir omuz karşı dize değdirilmeye çalışılarak öne doğru eğilinir, 10'a sayana kadar tutulur, 5 kez tekrarlanır.

Gebelikte kansızlık sorunu

Gebelik, anne vücudunda ikinci bir canlının oluştuğu dönemdir. Yetersiz ve dengesiz beslenme gebe anne üzerinde çeşitli bozukluklara neden olur.Gebelik süresince bebek, anne zayıf olsa bile kendisi için gerekli olan enerjiyi, protein, demir, kalsiyum gibi minaralleri ve vitaminleri anneden alarak gelişimini sürdürür.
Böylece annenin bu besin öğelerine olan gereksinimi artar. Artan gereksinimlerin karşılanmaması halinde; beslenme yetersizliğinin belirtileri olan kansızlık, diş çürümesi kemik bozuklukları meydana gelir. Anne halsiz ve yorgun düşer, bebeğini de yeterince besleyemez. Bu kez bebeğin büyüme ve gelişmesi tam olmaz ve sağlıksız doğar.
Ülkemizde önemli bir sağlık sorunu olan anemi özellikle demir ve folik asit
yetersizliğine bağlı olarak görülmektedir. Gebe kadınlarda, hemoglobin düzeyi llg/lOOmL. altına
düştüğünde, demir yetersizliği anemisi tanısı konulmaktadır.
Nedeni; Diyetteki demirin emilim oranının düşük olması (bitkisel kaynaklı besin oluşu),
parazitler, gereksinmenin fazla oluşu, sık doğumlar, düşükler ve pikadır (toprak yeme). Ayrıca
gebelik nedeniyle % 50 oranında artan plazma hacmine karşın, kırmızı kan hücrelerinin hacminin
artışı ( % 20 artış) bu orana ulaşamamaktadır. Hemoglobin düzeyinin, 11-12 g./lOO mL. arası
olması en sağlıklı doğumu sağlamaktadır. Ülkemizde gebe ve emziklilerde ulusal düzeyde anemi
oranı sırasıyla % 73.9 ve % 65.4 dür. Hastalık, dudak içi, avuç içi, tırnak yatakları ve göz diplerinde solma, çarpıntı-çabuk yorulma, kemiklerde zayıflık, çabuk ve sık hastalanma, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık ve ishal gibi belirtilerle başlar.Anemik gebelerde taşikardi, baş dönmesi, yorgunluk,
bayılma, dudak ve alt göz kapaklarında soluk renk (normalde kırmızıdır), nefes almada güçlük, yüz
ve bacaklarda şişme gibi belirtiler görülmektedir. Anemik annelerin bebeklerinde prematüre
doğumlar, perinatal ve neonatal ölümler artmaktadır.
Gebelikte artan demir gereksinmesini karşılamak için ek demir verilmesi, çinkonun
kullanımını azaltmaktadır. Hemoglobin düzeyi lig./100 mL. altına düşmeden, ek demir
preplarının kullanılmasına gerek yoktur. Her öğünde C vitamini içeren besinlerin tüketilmesi,
demir emilimini artırmaktadır. Her ay annenin hemoglobini ölçülmeli, aneminin önemi ve
belirtileri anneye öğretilmelidir.
Gebeliğini hijyenik koşullarda sürdüren, gebeliği sırasında düzenli izlenen eğitilen ve gerekli tedavilerini zamanında yaptıran, doğumu sağlıklı koşullarda ve sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen bir annenin gebelik ve doğuma bağlı bir nedenle ölmesi veya sakat kalması normal koşullarda nadirdir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde ise anne ve çocuk sağlığı ile ilgili önemli sorunların ortaya çıkması muhakkaktır.
Demir eksikliğinin başlıca nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir!
Demir depolarını boşaltan ve anemiye yol açan nedenlerden ayrı olarak, demir eksikliği başlı başına ana ölümüne yol açan bir faktördür. Ayrıca demir eksikliğinde bağışıklık sistemin zayıflaması ile enfeksiyon riski artar. Barsak parazitleri beslenme dengesini bozarak anemide rol oynar. Demir eksikliği anemisi birkaç hafta içinde ortaya çıkar.
Sigara ve alkol kullanmayınız.
Yemeklerle birlikte çay içmeyiniz.
Taze sıkılmış meyve suyu içip, meyve yiyiniz.
Hamilelik süresince düzenli sağlık kontrolleri yaptırınız.
Gebelikte et, balık, tavuk, yumurta, karaciğer, dalak, böbrek vb. sakatatlar ceviz, badem gibi kuruyemişler, üzüm (pekmez), kayısı, erik, pestil ve benzeri kurutulmuş meyveler, kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya vb. kurubaklagiller, pekmez ,tahin, susam ve yeşil yapraklı sebzeler demir yönünden zengin yiyeceklerdir. Günlük beslenmede sık tüketilmesinde yarar vardır.
Demirden zengin yiyeceklerle birlikte C vitamini kaynağı domates, biber, maydanoz, kıvırcık gibi taze sebze ve portakal, greyfurt, çilek gibi meyvaları alması demir emilimini artırarak kansızlığa engel olur.

Sayfalar

İzleyiciler

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Kayıt Ol

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

Subscribe to TURİZM CAFE TURİZMCAFE by Email
ingilterevizesi ingilterevizesi